Derinlerdeki Aikido ve Ueshiba’yı Anlamak

0

Derinlerdeki Aikido Felsefesi

Çam gibi daima hayat dolu, kökleri sağlam, bambu gibi güçlü, esnek ve kırılamayan, erik çiçeği gibi hoş, zarif ve dayanıklı olmak” fikri Ueshiba‘nın aikidosunu şekillendiren felsefik düşüncelerinden yalnızca biri. Derinlerdeki Aikido işte buradan başlamakta.

Öyle bir savaş sanatı düşünün ki, ustalaşmaktaki amaç daha az can yakmak, daha az sakatlığa yol açmak olsun. Hatta daha çok çalışarak şişkin egoyu yerle bir etmeyi öğretsin, karakterinizi metamorfoza uğratarak sizi bambaşka bir hale getirsin. Müsabakasının olmadığı, rakip kavramının oluşmadığı, saldırı tekniklerinin yer almadığı, güce gerek duymayan, kestirme yolun bulunmadığı bir budo dalıdır aikido. Üstelik tek başına bir savaş sanatı olarak değerlendirilemeyecek kadar zengin ve oldukça derin felsefesine saygı duyulması gereken engin bir budo alanı.

Hayatı ilahi bir hediye olarak değerlendiren Morihei UeshibaKarşındakine zarar verirsen aslında kendine zarar vermiş sayılırsın” diyerek sanatının kısaca amacını anlatmış. Kurucusunun savaş değil barış sanatı ya da sevgi budosu olarak adlandırdığı aikido toplumsal barışı yayma, başkalarını incitmeme sanatı olduğunu Ueshiba‘nın ona bulduğu isim ve bizlere verdiği mesajlarla çok açık bir biçimde gözler önüne seriyor.

Ölüm ve Öldürmek Aikiod Felsefesine Uzak Kavramlar

Aikidodan evvel savaş sanatlarının sadece iki gayesi vardı, sakatlamak ya da öldürmek. Bu iki hedefi gerçekleştirmeyi öğrenmek yeterliydi. Samurayın elindeki kılıç savunma amaçlı değildi. Budo ölümle eşdeğerdi ve daha ölümcül olan sanat daha çok rağbet görüyordu. Savaşların ve silahların yarattığı dehşet insanlığın barışa olan arzusunu kamçıladı. Son derece yetenekli bir savaşçı olan Morihei Ueshiba için ölüm, öldürmek fikri kendi budo felsefesine çok uzak kavramlardı, onun aklı ve gönlü her zaman tüm insanlığın evrende barış içinde bir bütün olmasını arzulamıştı. Bu yüzden budoya yeni ve saygıdeğer bir nefes getirdi, aikido

Aikido

Aikido savaşmayı öğretip bu güce sahip olmaya imkan tanırken, kazanılan önemli yetenekleri negatif hale dönüştürmeden kendini korumayı öğretir. Öldürmektense yaşatmak, savaşmadan kazanmak, her zaman zor olan budur. Yumruk veya tekme ile savunma yaparken saldırıyı gerçekleştirene bitirici vuruşu yapmak hedeflenir, sonucu ne olursa olsun, istenmeyen hadise daha da tatsızlaşır. Ama öğrenilen budur, kolay olan tercih edilir, yarala, sakatla ve etkisiz hale getir. Budo disiplini olarak aikido yapanlar güç olanı, ince işçiliği seçmişlerdir. Aikidonun evrensel dili bizlere savaşarak rakibe karşı zafer kazanmayı değil, tüm dünyayı uzlaştırarak insanlığı uyum ve ahenk içindeki bir aileye dönüştürmeyi anlatır, bu niyetle dojoda bıkıp usanmadan çalışılmasını hedefler. Derinlerdeki Aikido işte buradan başlamaktadır.

Bujutsuda ikinci deneme şansı yoktur.

Derinlerdeki Aikido özünü efsane savaşçı samurayların bujutsu tekniklerinden almış yani tamamen hayatta kalma üzerine kurulu. Bu bilgiler acımasız ve vahşi bir ortamın eseri. Aikidonun çıkış noktası bujutsuda ikinci bir deneme şansı yoktur. Ya ölürsün, ya hayatta kalırsın, bu kadar basit. Antremanlarda asla unutulmaması gereken kritik ve son derece önemli olan bu noktada, tekniklerin aynı kan gövdeyi götüren bir savaş meydanındaymış gibi çalışılması gerekmektedir. Bu gerçekçilik, sertlik için değil tekniklerin işe yarar nitelikte temiz ve net olması içindir. Barışı ve huzuru sağlamak için aikidonun hakkını vermek şarttır. Aikidoyu diğer sanatlara göre çok daha değerli kılan barışçıl felsefesi, savaş sanatı yönüne ağır bassa da, kabul edelim yapılan bir savaş sanatıdır ve amaç tehlikeyi savuşturmak, tehditi ortadan kaldırmaktır, tek farkla kan dökmeden, şiddeti tetiklercesine davranmadan.

Canımı yakmak isteyenin canını yakarım mantığı ancak bir sokak dövüşçüsünün felsefesi olabilir. Var oluşunda çekişme, çatışma olmayan bir savaş disiplininin ne işe yaradığı doğal olarak insanı ikileme düşürebilir. Aikido yapılan bir dojoya gelenler az çok farklı bir budo branşı olduğunu fark edebilirler, ama haliyle onun felsefesinin derinliğini ve zorlu gelişim sürecini başlangıçta anlamaları zordur. Aikido serüvenlerindeki ilk adımı atarken görülen teknikler ve antreman şekli sadece buzdağının suyun üstünde kalan kısmıdır.

Aikido

Karakteri Aikido gibi olanlar Hayatlarında Başarılı Olurlar

Bilinçli veya tesadüfi gelsin farketmez, aikido dojosundaki beklentinin ne olduğu çok önemlidir. Çoğu kimsenin doğal olarak işin başında aikido felsefesiyle ilgilenmediği çok açıktır. Budo dünyasına bakış açısı farklı bir perspektifte olan insanların hayalindekilerle dojodakiler örtüşmeyince yolun başında bırakmaları onlarında hayrınadır. Bir hobi kursunda veya spor faaliyetinde her türden insanla karşılaşabilirsiniz, ancak aikidoda durum böyle değildir. Gerçek aikido kendisini seçenek gibi gören insanları bünyesinde uzun süre barındırmaz, yani aikido kendi özü gibi kişileri kendisine çeker. Karakteri aikido gibi olan insanlar bu hayat boyu sürecek yolda başarılı olabilirler.

Aikido yapılmasıda, anlaşılmasıda zor ve bir o kadar enteresan bir disiplin. Dövüşmeyi, savaşmayı öğrenirken kalbinde merhameti ve insani duygulardan uzaklaşmamayı bilmek, şiddetten uzak durmak, can yakmak, yok etmek yerine saldırıyı etkisiz hale getirmek aikidoyu bu denli değerli kılan faktörler. Ueshiba‘nın gerçek aikidoculara bıraktığı en büyük ve her zaman el üstünde tutulması gereken en önemli mirası erdemli bir kişi olma zorunluluğudur. Aikidoyu ve aikidocuyu diğerlerinden farklı kılanda budur.

Aikido Yol Göstericidir

Unutmayalım ki; aikido bir hobi veya spordan çok daha fazlasıdır, savaş sanatı kavramının ötesine geçmiş bir yaşam biçimidir. Aikidonun insana öğrettikleri yalnızca minder üzerinde ve dojonun sınırları içinde bitmez. Aikido yol göstericidir. Sizler denizde yol alan gemiler, aikido ise bir deniz feneridir. Prensipleri sayesinde doğruyla yanlışı birbirinden ayırma, gerçekçi, yerinde ve akla uygun yargılar verme yeteneğini geliştirmenize yardımcı olur. Hayatın pek çok alanında doğrudan uygulanabilirliği bulunan aikido günlük hayatımızda olaylara bakış açımızı, meseleleri çözüm biçimimizi, takınacağımız tutumu, hayatla ilgili stratejilerimizi şekillendirir.

Yağmuru bol bereketli topraklarda yetişen bir ağacı daha kurak bir iklimde yetiştirmeye çalışırsanız muhtemelen uyum sağlayamaz, eğer siz onun bazı özelliklerini göz ardı edip dışarıdan takviyelerle canlandırmaya ve yaşatmaya çalışırsanız özünden uzak bir canlıya hayat vermiş olursunuz. Batı dünyasında gelişen aikidonun, felsefesi gibi kaynağındaki bir çok özelliğinden uzaklaştığını söylemek gerekir. Ueshiba aikidonun yarısının bu(savaş tekniklerinin çalışılması), diğer yarısınında bun (derin öğreti) olduğunu söylemiştir. Bu ve bun daima birbirine ışık tutacak şekilde geliştirilmeli ve bu duruma riayet edecek şekilde aikidonun uzun gelişim sürecinde ilerlenmelidir.

Aikido

Aikidoyu bir metal paranın iki yüzüne benzetebiliriz. Eğer paraya bir tarafından bakarsanız bu yuvarlak nesneyi yine para olarak görürsünüz, diğer tarafının yazısız ve resimsiz olması o an için sizi yanıltır. Paranın her iki tarafının basılı olması gerekir, bir yüzü mevcut paranın hiç bir değeri yoktur. Aikidonun felsefesi ve savaşçı teknikleriyle bir bütün oluşu gibi. Birbirinden asla ayrılamayacak, iç içe geçmiş bu iki yön koptuğunda yapılan aikido değildir.

Aynı aklın ve bedenin birleşerek bir bütün olarak hareket etmesi gibi, düşündüğümüzle verdiğimiz reaksiyon aikido ile çelişmiyorsa, o zaman doğru yoldayız demektir. Peki bize verilen bu bilgileri uygulamada felsefeyi hareketlere, hareketleride felsefeye uygun olarak bütünleştirebiliyor muyuz? Önemli olan kalbinize soracağınız bu hassas soruya verilecek samimi cevabı aramakta gizlidir. Derinlerdeki Aikido’yu bulmak için yolunuz açık olsun…

Paylaş

Yazar Hakkında

Uluyama Türk-Japon Kültür Derneği'nin hazırladığı, 3 ayda bir ücretsiz olarak yayınlanan Türk-Japon Dostluk Dergisi.