Rei – Japonların Selamı

0

Japon selamı ”Rei

Japon halkının en bilindik taraflarından biri de kendilerine özgü selamlama biçimidir Rei. Biriyle tanışma esnasında ona merhaba derken, özür dilerken, teşekkür veya tebrik ederken hafifçe başı ve gövdeyi öne eğerek selam verilir. Japon selamı ”Rei”, bin yıldan fazla bir zamandır süren bir geleneğin ürünü. Rei selamı ayaktayken eller iki yanda, seiza durumunda otururken ise eller yere koyularak verilir. Baş ve gövdenin eğilme açısı karşıdakinin sosyal statüsüne göre değişir. Selam verilen üst düzey biriyse eğilme miktarı biraz daha fazla olmalıdır.

Samuraylar toplumun en yüksek mevkisini oluşturan sınıf olarak, rahiplerin dua ettiği, çiftçilerin ürünlerini sunduğu ve halkın her daim önlerinde saygı ile eğilerek selamladığı savaşçılardı. Saygı duyulan varlıklarına ve herkese nasip olmayan konumlarına rağmen samuraylar aynı bushido ilkeleri gibi sıkı sıkıya bağlı oldukları bir takım görgü kuralları geliştirmişlerdi. Bu kuralların dışına çıkılması bir samuray için utanç kaynağıydı. Adının lekelenmesini istemeyen bir samuray kendisinin mahvına neden olsa bile bu kurallara körü körüne riayet etmek zorundaydı. Samurayın seiza durumunda rei ile selamı, tehlikeye karşı en savunmasız ve tehdite en açık olduğu andı, selam anında karşıdaki ile göz teması kurulmazdı ve daha fazla eğilerek selam vermek karşıdakine duyulan saygıyı ve güveni ifade ederdi.

Rei, savaş sanatları eğitiminin de önemli bir parçası. Dojoya girerken ve çıkarken ya da sensei‘ye ve arkadaşlarına ne denli değerli olduklarını göstermek anlamında selam vermek bu sanatların disiplin haline gelmiş bir parçasıdır. Yüzlerce yıllık bir birikimin eseri olan budo sanatlarının değerli bilgileri salt fiziksel bir eğitim süreci olarak algılanmamalı, onlarla birlikte devam eden görgü kuralları asla ihmal edilmemelidir. Budo yapan biri uğraştığı sanata göstermesi gereken saygıdan dolayı, ahlaklı ve erdemli olmak zorundadır. Bunun ilk adımı budo eğitimi verilen yerlere girerken verilen selamın anlamında yüklüdür.

Budo sanatlarının amacı, dövüş teknikleri ve stratejilerini geliştirerek dojolarda sokak dövüşçüsü yetiştirmek değildir. Savaş sanatları, felsefesi ve ruhu anlaşılmadıkça sportif bir aktiviteden öteye geçemez. Sanatın kıymetini takdir etmek, disiplinli biri haline gelmek, hocasına, arkadaşlarına ve çevresine karşı saygılı ve alçakgönüllü olmak dojoya adım atan herkesin öncelikli hedefi olmalıdır. Gerçek bir savaşçı, fiziksel gelişiminin yanında aklını ve ruhunu da eğitmeli ve olgunlaştırmalıdır.

Pirinç saplarının en çok eğileni, en çok taneye sahip, en dolu dolu olanıdır. Dövüş sanatlarında en değerli hocaların oldukça mütevazi ve çevresine saygılı olmaları sizi şaşırtabilir. Fakat onlar saygıyı bir hakmışcasına talep etmenin anlamsızlığını, saygının kazanılması gereken bir şey olduğunu çok iyi bilirler.

Yani almak için önce vermeyi bilmek gerekir.Tıpkı bir çiftçinin ürünü elde etmek için önce toprağa tohumu ekmesi gibi.

Paylaş

Yazar Hakkında

Uluyama Türk-Japon Kültür Derneği'nin hazırladığı, 3 ayda bir ücretsiz olarak yayınlanan Türk-Japon Dostluk Dergisi.